PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : The Great Dictator



napstar
26/03/2012, 00:02
Her Dünya vatandaşının izlemesi gereken bir video'dur. Charlie Chaplin Reyisin "The Great Dictator" adlı filminin son sahnesidir. Tüm diktatörlere ve onlar gibi düşünenlere gelsin;


http://www.youtube.com/watch?v=QcvjoWOwnn4&feature=related


i'm sorry but i don't want to be an emperor - that's not my business - i don't want to rule or conquer anyone. i should like to help everyone if possible, jew, gentile, black man, white. we all want to help one another, human beings are like that.

Üzgünüm ama bir imparator olmak istemiyorum – bu benim işim değil. – kimseyi yönetmek ya da yenmek istemiyorum. Mümkünse herkese yardım etmek istiyorum; Yahudi’ye, Yahudi olmayana, siyah insana, beyaza. Hepimiz birbirimize yardım etmek isteriz, insan olmak böyle bir şey

we all want to live by each other's happiness, not by each other's misery. we don't want to hate and despise one another. in this world there is room for everyone and the earth is rich and can provide for everyone.
the way of life can be free and beautiful.
but we have lost the way.

Hepimiz birbirimizin mutluluğuyla yaşamak isteriz, sefaletiyle değil. Birbirimizden nefret etmek, karşı koymak istemeyiz. Bu dünyada herkes için boş yer var ve yeryüzü zengindir ve herkesin ihtiyaçlarını karşılayabilir.
yaşam usulü özgür ve güzel olabilir
Ama usulü kaybettik

greed has poisoned men's souls -
has barricaded the world with hate;
has goose-stepped us into misery and bloodshed.

Hırs insanların ruhunu zehirledi –
Nefretle engeller kurdu;
Bizi sefalete ve katliamlara ilerletti

we have developed speed but we have shut ourselves in:
machinery that gives abundance has left us in want.
our knowledge has made us cynical,
our cleverness hard and unkind.
we think too much and feel too little:
more than machinery we need humanity;
more than cleverness we need kindness and gentleness.

Hızlı geliştik ancak kendimizi buna hapsettik
Bolluk veren mekanizmalar bizi yokluk içinde bıraktı
bilgilerimiz bizi alaycı yaptı
Zekâmız, sert ve kırıcı
Çok düşünüyoruz ama çok az hissediyoruz
Mekanizmalardan çok insanlığa ihtiyacımız var
Zekâdan çok iyilik ve nezakete ihtiyacımız var

without these qualities, life will be violent and all will be lost.
the aeroplane and the radio have brought us closer together. the very nature of these inventions cries out for the goodness in men, cries out for universal brotherhood for the unity of us all. even now my voice is reaching millions throughout the world, millions of despairing men, women and little children, victims of a system that makes men torture and imprison innocent people. to those who can hear me i say "do not despair".

Bu özellikler olmadan, hayat berbat ve tamamen mahvolmuş olacak
uçaklar ve radyolar bizi birbirimize daha da yakınlaştırdı. Bu icatların doğası insanların içindeki iyilik için haykırıyor, hepimizin evrensel birliği için... Sesim şuan dünyanın her tarafında milyonlara ulaşsa bile, milyonlarca çaresiz erkek, kadın ve küçük çocuklar, sistemin kurbanları insanlara işkence yapıyor ve günahsız insanları hapsediyor. Beni duyanlara söylüyorum ‘’ümidinizi yitirmeyin’’

the misery that is now upon us is but the passing of greed, the bitterness of men who fear the way of human progress: the hate of men will pass and dictators die and the power they took from the people , will return to the people and so long as men die [now] liberty will never perish. . .

şuan sefalet üstümüzde ama açgözlülüğün ölümü, insanlığın ilerleyiş yönteminden korkan insanların sertliği, insanın nefreti geçecek, diktatörler ölecek ve insanlardan aldıkları güçleri ölene kadar insanlığa dönecek [şimdi] özgürlük asla ölmeyecek…

soldiers - don't give yourselves to brutes, men who despise you and enslave you - who regiment your lives, tell you what to do, what to think and what to feel, who drill you, diet you, treat you as cattle, as cannon fodder…

Askerler – canavarlara ve sizi hor görüp, esir yapan insanlara kendinizi vermeyin – hayatlarınızla alay eden, size ne yapacağınızı, ne düşüneceğinizi ve ne hissedeceğinizi söyleyen, sizi sondaj yapan, size rejim yaptıran, size sığır gibi, savaşta gözden çıkarılan erler gibi davranan…

don't give yourselves to these unnatural men, machine men, with machine minds and machine hearts. you are not machines. you are not cattle. you are men. you have the love of humanity in your hearts. you don't hate - only the unloved hate. only the unloved and the unnaturals. soldiers - don't fight for slavery, fight for liberty.
in the seventeenth chapter of saint luke it is written
"the kingdom of god is within man "
- not one man, nor a group of men - but in all men - in you, the people!

Bu sapık insanlara, makine beyinli, makine kalpli makine insanlara kendinizi vermeyin. siz makine değilsiniz, siz sığır değilsiniz. Siz insansınız. Kalbinizde insanlık sevgisi var. Nefret etmeyin – sadece sevilmeyen kinden nefret edin. Sadece sevilmeyen anormallerden (nefret edin )…
Askerler – kölelik için savaşmayın, özgürlük için savaşın. Luke incilinin on yedinci bölümünde yazar ki
‘’tanrı sevgisi insanın içindedir’’
-bir adamın ya da bir grup adamın içinde değil – sadece bütün adamların içinde – siz insanların içinde!

you the people have the power, the power to create machines, the power to create happiness… you the people have the power to make life free and beautiful, to make this life a wonderful adventure... then in the name of democracy let's use that power - let us all unite. let us fight for a new world, a decent world that will give men a chance to work, that will give you the future and old age and security.

Siz insanlar güce sahipsiniz, makineler yapabilecek güce, mutluluğu oluşturabilecek güce… siz insanlar bu hayatı özgür ve güzel kılacak güce sahipsiniz, bu hayatı muhteşem bir macera yapabilecek güce… o zaman demokrasi adına bu gücü kullanalım – birleşelim. Çalışması için insana şans verecek hoşgörülü bir dünya için, size gelecek, uzun ömürler ve güvenlik verecek yeni bir dünya için savaşalım.

by the promise of these things, brutes have risen to power, but they lie. they do not fulfil their promise, they never will. dictators free themselves but they enslave the people. now let us fight to fulfil that promise. let us fight to free the world, to do away with national barriers, do away with greed, with hate and intolerance. let us fight for a world of reason, a world where science and progress will lead to all men's happiness.
soldiers - in the name of democracy, let us all unite!

Bunların sözleriyle, canavarlar iktidara yükseldi, ama yalan söylüyorlar. Sözlerini yerine getirmiyorlar, asla getirmeyecekler. Diktatörler kendilerini kurtarıyorlar ama insanları köle ediyorlar şimdi bu sözleri yerine getirelim. Dünyayı kurtarmak için savaşalım, ırkçı duvarları kaldıralım, hırsı, nefreti, hoşgörüsüzlüğü kaldıralım. Dünyanın sebebi için savaşalım, ilmin ve gelişimin olduğu dünya, bütün insanların mutluluğuna önderlik eder.
askerler – demokrasi adına, birleşelim
. . .
Hannah, can you hear me where ever you are
look up Hannah the clouds are lifting - the sun is breaking through. we are coming out of the darkness into the light. we are coming into a new world. a kind new world where men will rise above their hate and brutality…
look up Hannah the soul of man has been given wings - and at last he is beginning to fly. he is flying into the rainbow - into the light of hope - into the future, that glorious future that belongs to you, to me and to all of us. look up Hannah. look up."

Hannah, beni duyabiliyor musun? Her neredeysen
Yukarı bak Hannah! Yukarı bak! Bulutlar yükseliyor – güneş görünüyor. Karanlıktan, ışığa giriyoruz. Yeni bir dünyaya giriyoruz. İnsanların, nefretin ve gaddarlığın üstüne yükseleceği güzel bir dünya…
Yukarı bak Hannah. insan ruhu kanatlandı – ve sonunda uçmaya başlıyor. Gökkuşağına uçuyor – umudun ışığına – geleceğe, sana, bana ve hepimize ait olan muhteşem geleceğe. Yukarı bak Hannah. yukarı bak! ’’