Volta

Bir Fedainin Hikayesi 1

Bu yazıyı derecelendir
Hikayemiz 11. yüzyıl sonları orta doğu da geçmekte,kahramanımızın adı Azad,soyu iran şiilerine dayanmaktadır.

Azad Ahvaz'da doğmuş babası Yekru o daha küçük yaşlarda iken vefat etmiştir.Annesi ile yaşayan Azad çoğu güçlüklerle tek başına savaşmıştır ki annesi öldüğünde Allah'a isyanın eşiğine gelmiştir.Tâ ki sonraları büyük saygı duyacağı hocası olan Nizam onu kendinden biri gibi yanına alması ve ona yoldaşlık etmesiyle Azad'ın hayatında büyük değişikliğe belki de milata sebep olacaktır.Azad Nizam ile tanıştıktan sonra onu eğitiminden geçti.Nizam gerek pozitif bilimler olsun gerekse dini bilimlerde oldukça üstün bir bilgiye sahip bir hoca,öğretmendi.Ayrıca Nizam birçok dövüş sanatı konusunda bilgiliydi.Babası seyyah olan nizam doğudan öğrendiği birçok şeyi Azad'a öğretecektir.Azad hiçbir yakını olmadığından Nizam'a tek bir atası gibi bağlanmış ve her sözü bir emir olarak aklına nüfuz etmiştir.Nizam ona Türkçe,Arapçayı harfiyyen öğretmiştir.Ona astroloji,geometri,matematik alanında büyük yatırımlar gerçekleştirmiştir.Ayrıca hitabetini güçlendirmesi için ona edebiyat konusunda birçok ders vermiştir.Senelerce sadece ona eğitim veren Nizam birgün Azad'ı hususi bir konu hakkında görüşmek için yanına çağırır.Konu şudur Azad artık öğrenebileceği her şeyi öğrenmiştir ve yeni bir yol çizmesi gerekmektedir.Nizam ona bir seyyah ile Anadolu'ya gitmesini söyler ve oralarda yeni insanlardan,hocalardan bilgiler edinmesi,gittiği yerleri iyi öğrenmesini ve bu uğurda canını dahi ortaya koymasını söyler.Azad bu duruma biraz üzülür sonuçta canından çok sevdiği hoca,atası olan insan ondan gitmesini söylemektedir.Fakat onun hiçbir sözünü geri çevirmediği için bu sözüne de şartsız boyun eğecektir.Ferruddün isimli bir seyyah ile Anadolu'ya giden Azad burada Kayseri'de kendi bir kervansarayda 2 günlük kalması için Feruddün müddet verir.Çünkü Feruddün Bursa'ya geçecektir.Azad ona gitmesini söyler.Ve hikayemizin önemli bir kısmı burada başlar.O zamanlar terörizm insanlar tarafında bilinmemekteydi.Daha çok tekil şahısların yaptığı fakat ilgi çekemeyen faliyetler kendini pek hissettirememiştir.Ancak güneylerinde Hasan Sabbah isimli bir şii kurduğu tarikat o dönemim Selçuklu hükümdarlarını,devlet adamlarını katletmekteydi.Kendilerine fedailer diyorlardı ve hocaları olan Hasan Sabbah'a sonsuz saygı ve şükranları vardı.Dönenim en önemli kalelerinden biri olan Alamur kalesi Hasan Sabbah'ın elindeydi.Bu kale sarp kayalıkların tepesinde olduğu için yıllar boyunca hiç kimse bu kaleyi ele geçirememiştir.Stratejik konumu açısından bulunduğu bölgeye çok hakimdir.Dönenim tüm hükümdarları bu kaleyi ele geçirebilmek için kendilerini heba etseler de alamamışlardır.Hikayeye geri dönelim Azad çarşıya çıktığı bir sırada oraya gelen devlet erbabına düzenlenecek suikasttan nasıl haberi olabilirdi ki ? Evet Azad çarşıda dolaşırken ona selam veren ve fedai olduğunu bilmeyen bir genç yanından geçti.Sakin adımlarla bir yere gidiyordu bu genç.Bir planı,bir amacı olduğu belliydi.Fakat sol eli sağ kolunun altındaydı ve bir şey tutuyordu.Karşıda Azad'ın tanımadığı bir devlet büyüğü geçiyordu.Bu genç askerlerin bir anlık dalgınlığından faydalanıp o devlet adamının üstüne bir hışım ile zıpladı sağ kolunun altında sakladığı hançeri kurbanın tam boğazına saplayarak oracıkta onun ölmesini sağladı.Azad hayatında ilk kez bir cinayete,suikasta şahit olmuştu.Olayların ilginç tarafı genç kaçmak yerine orada öylece bekledi.Ağzından şu sözler çıktı: 'Bizler bu uğurda dünyamızı bir hiçliğe değil cennetimize bahşederiz,bu yüzden ölmek bize ölüm değil cennetimize doğuştur.'Tüyleri diken diken olan Azad gördüğü şey karşısından hem bir hayranlık hem de korku ve dehşet içerisindeydi.Nasıl olur da bir insan ölümden bu denli korkmaz ve ölümü bu kadar rahat ve huzurlu karşılayabilirdi.Anlamsızdı her şey.İslamı biliyordu ancak bu olay tamamen farklıydı.Amacı ne olabilirdi ki ? Oradan bir satıcıya sorduğundan ölen adamın kim olduğunu sordu.Ve o adamın aslında zalim ve o halka baskı yapan zorla vergi alan bir devlet adamı olduğunu öğrendi.Bu suikastın nedenide buydu zaten.Ancak neden kaçmamıştı? Anlamıyordu.....

Devam ediyorum....

Azad o gün konakladığı misafirevine geri döndü.Yazmaya başladığı bir kitap vardı.Ona geri döndü.Aklını o günki olaylar kemirip duruyordu.Biraz daha çalışıp erkenden uyudu ve sabah ezanıyla beraber kalktı.Camiye gitti.İmam Hilmi bin Sıddık ile tanıştı.Dönenim en meşhur alimlerinden olan Hilmi ona sohbetlerine katılmasını teklif etti,Azad geleceğini söyledi.Çarşıdan yazdığı kitap için mürekkep almaya gitti.Dünkü olaylar hala aklındaydı ve etkindeydi.Bir bakıma terörü yaşıyordu içinde.Çarşıya tam gelmiştiki dünkü genç gibi biri bunu kolundan çekip bir kenara getirdi ve eline bir kağıt sıkıştırdıktan sonra hemen oradan kayboldu.Azad şaşırmış bir halde elindeki kağıda ve yere düşen mürekkebe bakıyordu.Kağıdı açtı ve okumaya başladı,fazla bir şey yazmıyordu kağıtta kısa ve özdü fakat ne anlam ifade ettiğini bilmiyordu.Oysaki senelerce eğitim görmüştü bu konularda gene de anlayamıyordu ne ifade ediyordu.Farsça yazıyordu öz diliydi.Garip geldi.O günü evde geçirmeyi tercih etti hiçbir şey yapmayacaktı öylece oturacaktı ve düşünecekti tüm bu olanları.O genç kimdi ? o sözler ne demek istiyordu etraflıca düşünecekti hepsini.Misafirevine geri döndü bir sokak kala eve bir ses duydu şiddetli bir kapı sesi gibiydi.Eve geldiginde kapının kırıldığını ve içerideki her şeyin yanmaya başladığını gördü.İlk önce yazmaya başladığı kitabını kurtardı ama yarısı yanmıştı ilk kitaplar ateşe verilmişti.Kim bunu yapabilirdi ki ? Neden böyle bir şey olmuştu.Kimseyle düşman dahi değildi.Anlamsızdı.Komşular yardım etse de nafileydi.Her şey kül olmuştu.Hilmi bin Sıddıktan yardım isteyecekti ne parası vardı ne de yatacak yeri.Çulsuzdu tam anlamıyla.İmam ona büyük içtenlikle yardım edebileceğini söyledi.o geceyi imamda geçirdi ve imamın aslında hocasıyla tanıştığını aynı hocadan bir süre eğitim gördüğünü öğrendi.Çok şaşırmıştı halbuki Nizam ona hiç böyle bir şeyden bahsetmemişti.Belki de gerek görmemişti.İmama bunu kimin yapabileceğini sordu o da Hasan Sabbah cevabını verdi.Sonra bugün aldığı kağıt aklına geldi.Dünkü olaylar.Kafasında bir şey canlanıyordu.Ama emin değildi.Bu düşünceler ile uyudu.Sabah erkenden durumu için valiyle görüşecekti.Direk valiye gitti durumunu anlattı vali seve seve yardım edeciğini söyledi. Azad'a tekrar bir ev ayarlandı ve bir süre idare edeceği kadar para verildi.Azad elindeki kağıda bakıp ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordu ama nafile.Birkaç hafta sonra Konya'ya gitmek için hazırlandı.Bir seyyah ile gidecekti.Direk Konya'ya gidecekleri için fazla bir vakitlerini almayacaktı.Kolay bir yolcuğun sonrasında Konya'ya geldi.Selçuklunun hüküm sürdü güzel bir şehirdi.İnsanları sevecen hoşgörülüydü.Ancak tedirgindi halk belli etmemeye çalışıyordu.Gerek devletin içindeki ahlaksız devlet adamlarından gerekse boy göstermiş olan terörden.Şehirin merkezinde bir konaklama için bir mekan vardı biraz orada vakit geçirecekti.Kısa süreli bir iş bulmalıydı parası azalmıştı.Daha sonra ilim adamları için verilen bir paradan haberdar oldu.Bir süre bu parayla idare edicek kış olmadan Afyona geçicekti.Bir gün ilim adamları için verilen paradan almaya giderken yolu kesildi başına bir çuval bağlanıp bir yere götürüldü.Bir kelime dahi etmiyordu kimse.Gözlerini açtığında kapalı bir odadaydı.Sarhoş eden bir koku geliyordu.Ondan konuşmasını istediler.Fakat ne konuşacağı hakkında bir bilgisi yoktu.Neden gönderildiğini sordular söylemezse ona işkence edeceklerini ona kendi cehennemini yaşatacaklarını söylüyorlardı.Azad anlamıyordu neden biri ona saldırıyordu ve konuşmasını istiyordu. Nizam neden seni gönderdi diye sordular.Hocasının ismini nerden biliyordu ? Nasıl olurdu böyle bir şey.Azad onlara Nizam benim hocamdı ve buraya kendi yolumu çizmem için yolladı dedi.Azad susamıyordu sarhoş eden kokudan böyle oluyordu galiba.Sordukları her şeye cevap veriyordu.Onu haftalar süren bir yolculuk sonrası bir tepeye getirdiler.Sarp bir kayalıktı burası.Üzerine konuşlanmış bir kale vardı.İçeri girdiğinde hayran kaldı.Bu kadar dik bir kayalıkta bu kadar güzel bir mekan olması onu bir hayli şaşırtmıştı.Saray gibiydi.Giymesi için kıyafetler verdiler.Onu karanlık bir odaya aldılar.Geceyi orda geçirdi.Sabah görkemli bir odaya onu uykusunda taşıdılar.Uyandığında önünde bir adam duruyordu.Ona adını sordu ve gene o sarhoş eden koku çözülüverdi Azad her şeyi söyledi,söyleyecek hiçbir şeyi yoktu aslında ama anlattı tüm hikayesini.Ancak karşısındaki adam ona tanıdık geliyordu.Çıkaramıyordu bir türlü.Azad neden buraya getirildiğini sordu.Karşısındaki adam ona cennetini ya da cehennemini yaşamak sana bağlı dedi.Sorduğu sorunun cevabı değildi bu.Adını sordu adam tereddütsüz cevap verdi Hasan Sabbah dedi.Azad şok olmuş bir biçimde siz,anadoluda de... derken bayıldı.Sarhoş eden kokudan olmalıydı bu.Uyandığında bir odadaydı zebaniler,karabasanlar onu korkutuyordu.Ölmüş müydü ? Cehennem aklına geldi kaynayan bir demir üzerine döküldü.Tüm kemikleri eridi.O öyle hissediyordu.Gözleri oyuldu,ağzı buz tutmuştu.Cehennemdi burası ama anlam veremiyordu neden ? DEVAMI BİR FEDAİNİN HİKAYESİ 2 DE

Volta tarafından 09/05/2011 18:53 tarihinde güncellendi

Etiketler: fedai, hssan sabbah, volta
Kategori
Kategorisiz

Yorumlar

Tüm zamanlar GMT +3 olarak ayarlandı. Şu anda saat 01:29.
Sitemizde vBulletin® altyapısı kullanılmaktadır. Tüm hakkı saklıdır.
GameHonor.com © 2007-2019
Steam Connect feature for vBulletin - Powered by Steam
vBulletin Skin By: PurevB.com