4. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var BirinciBirinci ... 234
32 sonuçtan 31-32 arası gösteriliyor
  1. #31
    Üye CoolStoryBro - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    22/11/2011
    Konum
    Istanbul
    BattleTag
    Steampunk#2190
    İletiler
    1,440

    Cevap: Film Replikleri

    Aslında yazılabilecek çok şey var da fazla uğraşmak istemiyorum bir tane sağlam bir muhabbet yazayım bari Reservoir Dogs'dan.


    MR BROWN – Size "Like a Virgin"in hikayesini anlatayım: şarkı, kocaman çükü olan bir herifle düzüşen bir kızı anlatıyor. Bütün şarkı, büyük çükler hakkında bir mecaz.

    MR BLONDE – Hayır değil. Sadece birkaç kere düzülmüş, çok hassas bir kızı anlatıyor. Sonra, günün birinde çok duyarlı biriyle karşılaşıyor-

    MR BROWN – Hadi siktir… saçmalıklarını git turistlere anlat.

    JOE (adres defterini karıştırır) Toby..? Bu Toby de kim? Toby? Toby? Kimdi bu Toby yahu?

    MR BROWN – Hikaye duyarlı bir erkekle karşılaşan sevimli bir kızın hikayesi değil. Bunu “True Blue” konu alıyor. Aksini kimse söyleyemez.

    MR ORANGE – “True Blue” hangisi?

    NICE GUY EDDIE – “True Blue”yu bilmiyor musun? Yahu Madonna’nın süper çıkış yapan şarkılarından biri. Ben bile “True Blue”nun en azından adını biliyorum. Hiç pop müziği dinlemediğim halde.

    MR WHITE – Madonna’dan nefret ederim.

    MR BLUE – İlk parçalarını severim. Bilirsin “Lucky Star”, “Borderline” Ama sonra şu “Papa Don’t Preach” dönemine girdiğinden beri dinleyemez oldum.

    MR BROWN – Tanrı aşkına geçin bunları. Ne diyeceğimi unutturacaksınız bana.

    JOE – Tabi ya, Toby şu Çinli kızdı. Dur, soyadı neydi?

    MR BROWN – O elindeki ne?

    JOE - Eski bir adres defterim. Asırlardır giymediğim bir ceketimin cebinde buldum. Toby.. Toby neydi? Kahrolası soyadı neydi yahu?

    MR BROWN – Nerede kalmıştım?

    MR PINK – “True Blue”nun duyarlı bir erkek bulan bir kız hakkında, fakat “Like a Virgin”in büyük çükler hakkında bir mecaz olduğunu söylüyordun.

    MR BROWN – “Like a Virgin”in konusunu anlatayım size. Şarkı adeta bir düzüşme makinesi olan bir amcık hakkında. Yani sabah akşam, gece gündüz düzüşüyor. Bir çük daha, bir çük daha, bir çük daha, bir daha, bir daha, bir çük daha.

    MR BLUE – Kaç tane çük oldu?

    MR PINK – Bir hayli.

    MR BROWN – Bir gün, şu John-Holmes tiplerinden biriyle karşılaşıyor. Adamın 30 cm’lik kamışı kadını çılgına döndürüyor. Herif resmen “KAÇIŞ” filmindeki Charles Bronson gibi. Durmadan tüneller açıyor. Ve kadın çok uzun zamandır bir daha hissetmediği bir şeyi hissediyor: ACI. Büyük bir acı.

    JOE – Chew? Toby Chew? Yo!

    MR BROWN – Canı yanıyor. Çok acı çekiyor. Ve bu hayret verici. Düşünsenize, çoktan laçka olmuş bir guguş, daha önce binlerce kez düzüşmüş olmasına rağmen bu sefer acı çekiyor. Anlıyor musunuz? Acı ilk defayı hatırlatıyor, bir düzüşme makinesine bakireliği anımsatıyor. Bu yüzden parçanın adı “Like a Virgin” (Herkes güler)


    --İKİ DAKİKA SONRA--


    NICE GUY EDDIE: Pekala, herkes küçük hanım için biraz para çıksın. Haydi, bir dolar at.

    MR PINK: Hayır, ben bahşiş vermem.

    NICE GUY EDDIE: Bahşiş vermez misin?

    MR PINK: Hayır, ben bahşişe inanmam.

    NICE GUY EDDIE: Bahşiş vermeye inanmaz mısın?

    MR BLUE: Bu piliçlerin ne yaptığını biliyorsun. Burada pislik içinde çalışıyorlar.

    MR PINK: Bana maval okuma. Yeterince kazanmıyor olsa işi bırakabilir.

    NICE GUY EDDIE: Bunu söyleyecek cesareti olan lanet bir Yahudi bile tanımıyorum. Şu konuyu açıklığa kavuşturalım. Hiç bahşiş vermezsin, ha?

    MR PINK: Bahşiş vermem çünkü toplum vermem gerektiğini söylüyor. Bahşişi hak edene bahşiş veririm. Eğer gerçek bir çaba sarf etmişlerse bir şeyler veririm ama otomatik olarak bahşiş vermek kuşlar içindir. Onlar sadece işlerini yapıyorlar.

    MR BLUE: Bu kız güzeldi.

    MR PINK: İyiydi. Özel bir yanı yoktu.

    MR BLUE: Nasıl bir özel yanı olmalı? Seni arkaya götürüp penisini mi yalamalı?

    NICE GUY EDDIE: Bunun için % 12 bahse girerim.

    MR PINK: Ben kahve ısmarladım, tamam mı? Uzun zamandır buradayız ve bardağımı sadece üç kez doldurdu. Ben kahve ısmarladığım zaman altı kez doldurulmasını isterim.

    MR BLONDE: Altı kez? Güzel, ya çok meşgulse?

    MR PINK: “Çok meşgul” kelimeleri bir garsonun sözlüğünde yoktur.

    NICE GUY EDDIE: Affedersiniz Bay Pink ama ihtiyacınız olan son şey bir bardak kahve daha.

    MR PINK: Aman Tanrım! Bu kadınlar açlıktan ölmüyorlar. Asgari ücret alıyorlar. Ben de bir zamanlar asgari ücretle çalıştım ve toplum işimin bahşişe değer olduğunu düşünmüyordu.

    MR BLUE: Onların yaşamının senin bahşişlerine bağlı olduğunu umursamıyor musun?.

    MR PINK: Bunun ne olduğunu biliyor musun? Dünyanın en küçük kemanı sadece garson kızlar için çalıyor.

    MR WHITE: Neden bahsetteğin hakkında hiçbir fikrin yok. Bu insanlar rşrk gibi çalışıyorlar. Bu zor bir iş.

    MR PINK: McDonald’s da çalışmak da zor ama onların bahşişe ihtiyacı olduğunu düşünmüyorsunuz, değil mi? Neden? Onlar da yemek servis ediyorlar ama toplum der ki “Buradaki adamlara değil, buradaki adamlara bahşiş verin.” Bu saçmalık!

    MR WHITE: Garsonluk, bu ülkede kolej mezunu olmayan kadınların yapabileceği bir numaralı iştir. Her kadının yapabileceği ve geçinebileceği tek iştir. Sebebi ise bahşişler.

    MR PINK: Bu saçmalık. Hükümet bahşişlerinden vergi aldığı için üzgünüm. Bu çok b.ktan ama benim hatam değil. Görünüşe bakılırsa garsonlar hükümetin düzenli olarak yağmaladığı gruplardan biri. Bana hükümetin bunu yapmaması gerektiğini gösteren bir yazı göster, onu imzalarım. Lehinde oy bile veririm ama bunu yapmayacağım. “Kolej mezunu olmayanlar” saçmalığı için de iki çift sözüm var: lanet daktiloyu öğrensinler. Çünkü, eğer kiralarını ödemeleri için onlara yardım etmemi bekliyorsanız size bir sürprizim var.

    MR ORANGE: Beni ikna etti. Bir dolarımı geri ver.

    NICE GUY EDDIE: Dolarlar burada kalsın.

    JOE: Pekâlâ gezginler, haydi gezintiye çıkalım. Bir dakika bekleyin. Kim bahşiş vermedi?

    MR ORANGE: Mr.Pink.

    JOE: Mr.Pink? Neden?

    MR ORANGE: Bahşiş vermezmiş.

    JOE: Bahşiş vermezmiş? Bahşiş vermezsin?

    MR ORANGE: Bahşişe inanmıyormuş.

    JOE: Kapa çeneni. “Bahşişe inanmıyorum” da ne demek? Haydi, bir dolar at seni pislik. Lanet olası kahvaltının parasını ben ödedim.

    MR PINK: Pekala, kahvaltıyı ödediğin için veriyorum ama normalde bunu asla yapmam.

    JOE: Normalde ne yaptığın umurumda değil. Sadece herkes gibi bir dolar bahşişi ver.


    Kısaca filmin ilk 8 dakikasındaki kötü adamların yaptığı o geyik muhabbet efsanedir. Aha da videosu;


  2. #32

    Cevap: Film Replikleri

    Every night, thousands of these parasites stream across the border like some fucking piñata exploded...

    American History X
    Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planından bahset


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu anda bu konuyu okuyan 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Tüm zamanlar GMT +3 olarak ayarlandı. Şu anda saat 07:25.
Sitemizde vBulletin® altyapısı kullanılmaktadır. Tüm hakkı saklıdır.
GameHonor.com © 2007-2019
Steam Connect feature for vBulletin - Powered by Steam
vBulletin Skin By: PurevB.com